Ana içeriğe atla

Kayıtlar

John Waters & Divine Dosyası

"John Waters (nam-ı diğer kusmuk prensi), 50’li yıllarda Baltimore’da çocukluğunu geçirirken akranlarından farklı olduğu aşikar bir çocuktur. Şiddete bağımlı biri olduğu söylenen Waters, yıllar sonra bunu Hollywood’un en aykırı yönetmenlerinden biri olduğu zaman zaten kanıtlayacaktı. 60’lı yılların ortasında sessiz filmler yapar ve bu filmleri Baltimore’daki kiliselerde gösterir. Filmlerinin konusu sürprizlere açıldıkça seyirci kitlesi de genişler ve 70’lerin başlarında gece sinemalarında gösterilen eserler vermeye başlar. Fakat asıl şöhreti “an exercise in bad taste” diye tanımladığı, 1972 tarihli Pink Flamingos ile elde eder. Travesti Divine’la olan bu işbirliği, yakın arkadaşlıklarını daha da ilerletmeye ve birlikte daha pek çok film yapmalarına sebep olacaktır. Düşük bütçeleri filmler yaparak ilgiyi üstüne çekmeye devam eden Waters’ın kariyeri, 1988’de yaptığı müzikal Hairspray ile Hollywood’a açılmasıyla değişecektir..." Yazının tamamını okumak için tıklayın .

Kieslowski Dosyası: Trois Couleurs Üçlemesi

"1996 yılında kaybettiğimiz Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski, kariyerine 60’lı yılların sonunda televizyonda çalışarak başladı. Önceleri sinema okuluna başvurusu iki kez geri çevrilen fakat üçüncüde kabul edilmeyi başaran Kieslowski, televizyon filmleri ve belgeseller üzerinden ilerleyen kariyerine 1976 yılında yaptığı The Scar ile bir yenilik getirerek ilk uzun metrajlı filmini çekti. 1978’de ün salmış belgesel From a Night Porter’s Point of View’i seyircinin beğenisine sunduktan bir yıl sonra Camera Buff’ı çekerek hem kendi ülkesinde hem de dünya çapında büyük başarı yakaladı. Bugün bu kadar ünlü olmasının sebebi ise ölmeden birkaç yıl evvel çektiği üç renk üçlemesidir. Üçlemenin ilk filmi Blue ile Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan dahil 7 ödül kazanarak rekor kıran yönetmen, ikinci film White ile Berlin Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü kucakladı. Son filmi Red ise ona Oscar ödüllerinde en iyi yönetmen ve en iyi senaryo (Krzysztof Piesiewicz ile bir...

Andrei Zvyagintsev Özel Dosyası

Andrey Tarkovskiy’nin veliahdı olarak görülen, milenyumla birlikte Rus sinemasının dünyada bir kez daha şahlanışına öncülük etmiş bir isim Andrei Zvyagintsev. Oyunculuk okulundan mezun olduktan sonra 90’lı yılların başında Moskova’ya gelen fakat aradığını bulamayan Zvyangintsev, milenyuma kadar çeşitli televizyon yapımlarına imza atsa da adından söz ettirememiş. Daha sonra bir arkadaşının teklifi ile bağımsız bir film şirketinde yönetmen olarak işe başlayan usta isim, böylelikle kendisinin uluslar arası arenada bir ilah olarak görülmesine sebep olacak ilk filmi Vozvrashchenie’yi (The Return) çekme imkanı bulmuş. Düşük bütçesine rağmen devasa bir başarı öyküsüne dönüşen film, 2003 yılında Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan dahil toplamda beş ödül kazanarak yıllardır hatıralardan silinmiş olan Rus sinemasını tekrar hak ettiği konuma yükseltmiş. Ülkesine döndüğü zaman bir kahraman gibi karşılanan ve Vozvrashchenie’yi çekerken söylediği “yüz kişi izlese yeter” cümlesinin aksine mi...

Eurovision Şarkı Yarışması 2012

Bu yarışmayı seviyorum. Özellikle ABD ve İngiliz müziği dışında pek bir şey duymadığımızdan ötürü bu yarışmada yer alan müzikleri, özellikle Balkan ezgileri olmak üzere Avrupa ve Avrupa dışında olup da EBU'ya üye olan ülkelerin yerel müziklerini dinlemek bana zevk veriyor. Siyasettir, Avrupa'da kimse bu yarışmayı takmıyordur, şarkı değiş şov yarışmasıdır gibi şeyleri geçiyorum. Aşağıda bu sene yarışacak isimlerden ve şarkılarından oluşan favorilerim, beğendiklerim, beğenmediklerim, neden yarıştığını anlamadıklarımı içeren listeler mevcut. Hadi bakalım.

31. İstanbul Film Festivali'nin Ardından

İyisiyle kötüsüyle bir festivali daha geride bıraktık. Kısa reklamlar, dolu salonlar, yer yer bilinçli ama yer yer o iğrenç mısır kokularını bize tattıran izleyicisiyle 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali sona erdi. Festival boyunca 2 filmi birer dakika gecikmeyle kaçırdım, bir filme ise uyanamadığım için gidemedim. O kaçırdığım iki film de Ömer Beni Öldürmek ve Gecikme gibi bir hayli merak ettiğim iki filmdi.  Raşit Çelikezer'in Can'ına sinirlendik, Amin Alper'in Tepenin Ardında isimli fazlasıyla "olmuş" ilk filmine alkışlarla eşlik ettik. Festivalde izlediğim filmlerinin tümünün eleştirilerine buradan ulaşabilirsiniz ama ben yine de o filmler arasında en beğendiğim 20'sini ve en kötü/vasat 5'ini sıralayayım: En İyi 20 Festival Filmim 1. Sibir, Monamur 2. W Ciemnosci 3. Be omid e didar 4. Cut 5. Monsieur Lazhar 6. Csak a Szel 7. Tepenin Ardı 8. The Deep Blue Sea 9. Presume coupable 10. Polisse 11. L’exercice de l...

II. Altın Burtakal Sinema Ödülleri - Kazananlar

Evet, bir Burtakal etkinliğinin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Geçtiğimiz sezon izlediğim filmlerin değerlendirme dahilinde kaldığı II. Altın Burtakal Ödülleri'nin kazananları belli oldu. Seçimleri yapmak benim için hiç kolay olmadı çünkü daha adayları belirlerken bile dışta kalan isim ve filmlere üzülüyordum. 2011'in sinema açısından parlak bir yıl olduğunu düşünüyorum açıkçası, ortalamanın üstünde izlediğimiz film sayısı bence tatmin ediciydi.  Daha fazla uzatmadan kazananları açıklayayım. Bildiğiniz üzere en çok doğru tahmini en kısa zamanda yapan isme, II. Altın Burtakal Sinema Ödülleri'nde en çok ödül alan iki filmin DVD'sini hediye edecektim. O yarışma da sonuçlandı. Kazanan isimler yazının sonunda yer alıyor. Hadi bakalım...

31. İstanbul Film Festivali Programım

39 filmden oluşan, biletleri aldıktan saatler sonra 2 film daha eklemeye çalıştığım ama başaramadığım festival programım şu şekilde. Çakışan filmler olursa görüşürüz sizlerle! Şimdiden iyi seyirler. 31 Mart 2012 – 11.00 Kokuriko-Zaka Kara 31 Mart 2012 – 13.30 Les Contes de la Nuit 31 Mart 2012 – 16.00 Sibir, Monamur 31 Mart 2012 – 19.00 L’enfant D’En Haut 1 Nisan 2012 – 11.00 Las Acacias 1 Nisan 2012 – 13.30 For Ellen 1 Nisan 2012 – 16.00 W Ciemnosci 1 Nisan 2012 – 19.00 The Deep Blue Sea 1 Nisan 2012 – 21.30 Hodejegerne (Gala) 6 Nisan 2012 – 16.00 Skoonheid 6 Nisan 2012 – 19.00 Impardonnables 7 Nisan 2012 – 16.00 Atmen 7 Nisan 2012 – 19.00 L’Exercice De L’Etat 8 Nisan 2012 – 11.00 Ave 8 Nisan 2012 – 13.30 2 Days in New York 8 Nisan 2012 – 16.00 Blackthorn 8 Nisan 2012 – 19.00 Can 8 Nisan 2012 – 21.30 Polisse (Gala) 9 Nisan 2012 – 16.00 Be Omid E Didar 9 Nisan 2012 – 19.00 Death of a Superhero 10 Nisan 2012 – 16.00 La Demora 10 Nisan 20...