Ana içeriğe atla

Oscar Rehberi 2013: Yapım Tasarımı, Kostüm Tasarımı, Makyaj & Saç

Önceki yazı: Animasyon & Belgesel

En İyi Yapım Tasarımı (Sanat Yönetimi)


İlk defa 1928 yılında iç dizayn için verilen sanat yönetimi Oscar ödülü, o seneden beri bir takım eksik yıllar olması kaydıyla günümüze kadar verilmiş bir ödül olma özelliğini taşıyor. Bugüne kadar 39 adaylık ve 11 zafer ile Cedric Gibbons’ın rekorlara sahip olduğu kategoride Roland Anderson tam 15 kez aday olduğu halde heykelciği kucaklayamadı.

Zeynep Kırcalı'nın yorumu:

Bu sene en güçlü adaylar teatral yapım tasarımı ve set dekorasyonuyla Anna Karenina ile Les Miserables ve CGI ile geliştirilen Life of Pi. Normalde tahminimi Les Miserables ya da favorim Anna Karenina’dan yana yapabilirdim. Fakat Akademi’nin son yıllarda CGI’a yöneldiğini düşünürsek, tercihimi Life of Pi’dan yana kullanacağım. Kategorinin en sönük adayları Lincoln ve The Hobbit iken bu iki adayın da yapım tasarımı konusunda oldukça başarılı olduğunu görmek üzücü. Yine de ödülü en çok hak edenin Anna Karenina olduğunu düşünüyorum. 


Kazanacak: Life of Pi
Kazanabilir: Les Miserables
Kazanmalı: Anna Karenina (Zeynep), The Hobbit (Burak)
Aday olmalıydı: Moonrise Kingdom, The Master



En İyi Kostüm Tasarımı


İlk olarak 1949 yılında düzenlenen 21. Akademi Ödülleri’nde siyah beyaz ve renkli filmlere ayrı olarak verilen en iyi kostüm tasarımı Oscar’ı, 1967 yılından itibaren tek bir kategoride verilen; önceki sene vizyona girmiş filmlerde yer alan kostüm tasarımlarını ve kostüm tasarımcılarını onurlandırmak için her sene ödül törenine dahil edilen bir kategori. Bugüne kadar 8 ödül ve 25 adaylıkla Edith Head’in elinde bulunan rekor, gerçek anlamda kırılması zor bir limit zira Head’e en yakın isim olan Jean Louis’nin yalnızca 15 adaylığı bulunuyor. Sandy Powell, Colleen Atwood ve James Acheson ise bu kategoride üçer Oscar ödülü kazanmış isimler.

Zeynep Kırcalı'nın yorumu:

Kostüm tasarımlarına hayran olduğum 3 Oscarlı Colleen Atwood Snow White and the Huntsman ile ve Mirror Mirror’ın tasarımcısı –Dracula (1992) ile bir Oscar kazanan– Eiko Ishioka, yani iki pamuk prenses filmi de burada aday olmak için aday olanlardan. Joanna Johnston’ın Lincoln için tasarladığı kostümler ise o kadar gerçekçi ki… Filmin de bu denli gerçekçi olmasının en önemli unsurlarından biri. Johnston’ın en büyük rakibi de İspanyol tasarımcı Paco Delgado. Les Miserables’ın kalabalık kadrosu için, adeta izleyicisini romana sürüklercesine güzel ve yine gerçekçi tasarımlara imza atan Delgado da en az Johnson kadar güçlü bir aday. Fakat bu kategoride bir adayın diğerleriyle hiçbir şekilde karşılaştırılamayacağını düşünüyorum ki o da Jacqueline Durran’ın eşsiz tasarımlarıyla Anna Karenina! Filmin Keira Knightley ile Aaron Johnson’ın dans ettiği sahnesinden ilk görüntüsü yayınlandığında Durran’ın yine çok iyi bir iş çıkardığına henüz filmi izlemeden emindim! Daha önce de iki Joe Wright filmiyle (Pride & Prejudice ve Atonement) Oscar’a aday olan Durran, bu sefer şeytanın bacağını mutlaka kıracak. Atonement’ta yalnızca Keira Knightley için tasarladığı o yeşil uzun elbise için bile Oscar’ı hak eden Durran, Anna Karenina’daki peçeler, şapkalar, tül tül elbiseler ve kürklerle rakiplerini adeta hiçe sayıyor. 

Burak Hazine'nin yorumu:

Mirror Mirror'ın kostümlerinin Anna Karenina ile yarışabilecek tek güçlü iş Zeynep! (Gülüşmeler)




Kazanacak: Anna Karenina
Kazanabilir: Les Miserables
Kazanmalı: Anna Karenina
Aday olmalıydı: Moonrise Kingdom, The Master



En İyi Makyaj & Saç


1981 yılından bu yana Akademi Ödülleri’ne makyaj kategorisi de dahil edildi. Kategorinin dahil edilme sebebi 1980 yılında The Elephant Man’deki bu tekniğin Akademi tarafından onurlandırılmaması olarak biliniyor. Her ne kadar The Elephant Man’e bu kategoride bir ödül verilmemiş olsa da o yıldan itibaren en iyi makyaj adı altında Oscar ödülü verilmeye başlandı –öncesinde sadece özel teknik başarı ödülü adı altında bazen veriliyordu. Şimdilerde bu kategoriye bir film için en fazla iki isim aday olabiliyor, ikiden fazla ismin aday listesinde gözükebilmesi için Akademi tarafından kabul edilebilir bir özel durum olması gerekiyor. En iyi makyaj kategorisinde ödül ve adaylık rekoru ise Rick Baker’a ait. Baker, toplamda 11 kez aday olduğu Oscar heykelciğini tam yedi kez kucaklamayı başardı. Kategorinin ismi bu sene makyaj ve saç tasarımı olarak değiştirildi.

Zeynep Kırcalı'nın yorumu:


Aslında kategorinin tek kabul görmeyen adayı Hitchcock’a biraz haksızlık ediyoruz. Anthony Hopkins’i görünce birden Alfred Hitchcock’un hortlamış olduğunu düşünüp siz de korkmadınız mı? Her neyse… Kalabalık ve zahmetli kadrosundan ötürü tahminimi Les Miserables’dan yana kullansam da favorim kesinlikle The Hobbit. Bu ödülü hak ediyor! 



Kazanacak: Les Miserables
Kazanabilir: The Hobbit
Kazanmalı: The Hobbit
Aday olmalıydı: Lincoln, Holy Motors, Faust

---

Sırada: En iyi yönetmen ve en iyi film


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...