Ana içeriğe atla

85. Oscar Ödülleri Kazananları


En İyi Film: Argo
En İyi Yönetmen: Ang Lee, Life of Pi
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis, Lincoln
En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence, Silver Linings Playbook
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz, Django Unchained
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway, Les Miserables
En İyi Özgün Senaryo: Django Unchained
En İyi Uyarlama Senaryo: Argo
En İyi Animasyon: Brave
En İyi Belgesel: Searching for Sugarman
Yabancı Dilde En İyi Film: Amour
En İyi Kurgu: Argo
En İyi Görüntü Yönetimi: Life of Pi
En İyi Yapım Tasarımı: Lincoln
En İyi Kostüm Tasarımı: Anna Karenina
En İyi Makyaj & Saç: Les Miserables
En İyi Özgün Müzik: Life of Pi
En İyi Özgün Şarkı: "Skyfall", Skyfall filminden
En İyi Ses Kurgusu: Skyfall & Zero Dark Thirty
En İyi Ses Miksajı: Les Miserables
En İyi Görsel Efekt: Life of Pi
En İyi Kısa Metraj Film: Curfew
En İyi Kısa Metraj Animasyon: Paperman
En İyi Kısa Metraj Belgesel: Inocente

Yorumlar

Jennifer Lawrence ve Argo'nun ödüle layık görülmesi tam anlamıyla saçmalıktı. Emmanuelle Riva'nın müthiş performansı sırf kapitalizm mantığı yüzünden esgeçildi. Hollywood böylelikle kendine yeni bir altın yumurtlayan tavuk yaratmış oldu. Bu kafayla yakında Twilight serisine de ödül verirler -_-

En iyi film ödülünü de Life of Pi ya da Lincoln almalıydı bence. İkisi de görkemli filmlerdi.

Oscar yorumlarım: http://zihninarkasokaklari.blogspot.com/2013/03/and-oscar-goes-to-cia.html

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...