Ana içeriğe atla

19. Oyuncular Birliği Ödülleri

Akademi'nin de 1/5'e yakın oranla en geniş branşını oluşturan 6000'e yakın beyazperde ve televizyon oyuncusunu barındıran Screen Actors Guild, senenin en iyilerini onurlandırdı. Lincoln 2 ödülle başı çekerken en iyi toplu performans ödülü, dün gece de Yapımcılar Birliği tarafından ödüle layık görülen Argo'nun oldu. Bu hafta sonu dağıtılacak olan Yönetmenler Birliği Ödülleri'nde zafer Ben Affleck'in olursa en iyi film Oscar'ının kesin olarak Argo'ya gideceğini söyleyebileceğiz. Yönetmen dalında Oscar'a aday olamayan Affleck'in filmi, bu sebeple pek çok Akademi üyesinin oyunu cebinde barındırıyor. Daniel Day-Lewis'in üçüncü Oscar ödülünü garantilediği, Jennifer Lawrence'ın ise en güçlü rakibi Jessica Chastain'i saf dışı bıraktığını söylemek mümkün. Sezon başından beri yarışı önde götüren Anne Hathaway 15 dakikalık bir performans ile Oscar'ı kucaklayacak gibi gözüküyor. Yardımcı erkek oyuncu kategorisinde kazanan Tomm Lee Jones olmasına rağmen Oscar yarışı için kesin bir sonuç söylemek şimdilik pek uygun değil gibi. Televizyon kategorisinde ise Alec Baldwin, aynı rolüyle 7. kez ödüle layık görüldü. İşte tüm kazananlar:

En İyi Toplu Performans: Argo
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel-Day Lewis, Lincoln
En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence, Silver Linings Playbook
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tommy Lee Jones, Lincoln
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway, Les Miserables
En İyi Dublör Kadro: Skyfall

TV Kategorileri

En İyi Toplu Performans (Drama): Downtown Abbey
En İyi Toplu Performans (Komedi): Modern Family
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Bryan Cranston, Breaking Bad
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Claire Danes, Homeland
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi): Alec Baldwin, 30 Rock
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi): Tina Fey, 30 Rock
En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi): Kevin Costner, Hatfields & McCoys
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi): Julianne Moore, Game Change
En İyi Dublör Kadro: Game of Thrones

Yorumlar

Unknown dedi ki…
fuck Argo!!

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...