Ana içeriğe atla

2012'nin En Şık Kadınları

Yazar: Zeynep KIRCALI

İyisiyle kötüsüyle ve şıkıyla rüküşüyle 2012’yi ardımızda bırakıp yepyeni bir yıla adım atmak üzereyiz. Sevgili dostum Burak ile birlikte hazırlayabildikçe sizlerle özel dosyalar paylaşıyoruz. Sinemanın en iyilerine göz atarken, bu işin yadsınamaz moda bölümünü de ele almak istedik. Beğendiğimiz ya da nefret ettiğimiz filmlerin oyuncuları yıl boyu prömiyerlerde, festivallerde, basın toplantılarında, ödül törenlerinde ve özel davetlerde kırmızı halıda yürürken gözlerimizi şenlendirdi. Bazıları da tam tersi görüntü kirliliğinden başka bir şey yapamadı.

Cate Blanchett, 83. Oscar Ödül Töreni'nde
Geçtiğimiz yılın en şık kadını hem bloggerlar, hem moda otoriteleri hem de halk tarafından 83. Oscar Ödül Töreni’nde giydiği Givenchy Couture elbisesiyle Cate Blanchett seçilmişti. Bu yıl için ise yılın en şık kadını için bahsi geçen isim Amour (Aşk) filminin Cannes Film Festivali prömiyerinde giydiği altın rengi Vivienne Westwood tasarımı elbisesiyle Diane Kruger. Kruger bütün yıl şıklığıyla gözlerimizi kamaştırıp neye uğradığımızı şaşırtsa da, benim birincim farklı. Buyrunuz, hazırladığım naçizane yılın en şık kadınları listesi: 


1. Gwyneth Paltrow – Elbise: Tom Ford (84. Oscar Ödül Töreni)



2. Blake Lively – Elbise: Zuhair Murad Couture (Savages Los Angeles Prömiyeri)


3. Charlize Theron – Elbise: Christian Dior (Snow White and the Huntsman Londra Prömiyeri)


4. Diane Kruger – Elbise: Vivienne Westwood (Amour 2012 Cannes Film Festivali Prömiyeri)



5. Keira Knightley – Elbise: Erdem (Anna Karenina Los Angeles Prömiyeri)



6. Coco Rocha – Elbise: Zac Posen (9th Annual Spring Dinner Dance New Year’s In April: A Fool’s Fete)


7. Kate Hudson – Elbise: Atelier Versace (The Reluctant Fundamentalist Venedik Film Festivali Prömiyeri)



8. Diane Kruger – Elbise: Giambattista Valli Couture (Moonrise Kingdom Cannes Film Festivali Prömiyeri)


9. Kate Hudson – Takım: Gucci (The Reluctant Fundamentalist Venedik Film Festivali Basın Toplantısı)



10. Naomi Watts – Elbise: Marchesa (Madagascar 3 Cannes Film Festivali Prömiyeri)



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...