Ana içeriğe atla

2012'nin En Rüküş Kadınları

Yazar: Zeynep KIRCALI

Bir önceki dosyamızda 2012'nin En Şık Kadınları'nı görmüştük. Listede ismi iki kez yer alan ve bunu sonuna dek hak eden iki isim vardı, Kate Hudson ve Diane Kruger. Sizler de aynı fikirdeyseniz gözümüz gönlümüz açıldı, içimiz şenlendi demektir. 

Bu yıl kırmızı halıda birlikte çalıştığı markalara ve isimlere sadık kalanların yanında (örneğin: Blake Lively için Gucci) en çok gördüğümüz imza Elie Saab’ın oldu. En iyiler listesinde ismi yer almayan Emma Stone, Elle Fanning ve Jennifer Lawrence da kesinlikle yılın en iyi giyinen bayanlarındandı. Tabii Cambridge Düşesi Catherine, Karolina Kurkova ve Miranda Kerr gibi göz kamaştıran isimleri de unutmamak lazım. Su götürmez bir gerçek varsa o da Diane Kruger’ın her açıdan bu yılın kraliçesi olduğudur! 

Şaşırtıcı bir şekilde de en kötü giyinenlerin çoğunun Emmy ve Altın Küre Ödül Töreni’nden çıktı. Tasarımcı olarak ismi birden fazla kez geçen de Prada... Umarız bu yıl da öyle olmaz.

Şimdi de bazı davetlere keşke katılmasaydı dedirten görüntülere bakalım:


1. Nicki Minaj – Elbise: Jean Paul Gaultier (2012 Grammy Ödül Töreni)

(Kıyafetlerin altına otoriteymiş gibi yorum yazmak istemezdim, fakat keşke Nicki Minaj bu elbise için üzerine bilumum hakaretler yazan bir ödül alabilseydi. Evlerden ırak!)

2. Lena Headey – Elbise: Armani Prive (2012 Emmy Ödül Töreni)



3. Amanda Seyfried – Elbise: Givenchy (2012 Tony Ödül Töreni)


4. Ashley Judd – Elbise: Carolina Herrera (2012 Emmy Ödül Töreni)



5. Erin Wasson – Elbise kimin imzasını taşıyor bilmiyor, bilmek de istemiyorum. (2012 Altın Küre Ödül Töreni) 


6. Busy Philipps – Elbise: SIMONE by Kate Nehra (2012 Aktörler Birliği Ödül Töreni)



7. Lena Dunham – Elbise: Prada (2012 Emmy Ödül Töreni)


8. Olivia Wilde – Elbise: Prada (Help Wanted Tribeca Film Festivali Prömiyeri)


9. Sarah Michelle Gellar – Elbise: Monique Lhuillier (2012 Altın Küre Ödül Töreni)


10. Kelly Osbourne – Elbise: Zac Posen (2012 Altın Küre Ödül Töreni)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...