Günümüz sinemacıları arasında adını yeni yeni duyuran ve Tony
Manero ile iyi bir çıkış yakalayan Pablo Larrain’in komedi ile dram türlerini
bir araya getirerek ortaya koyduğu politik filmi No, 1988 yılında kendi
diktasını referanduma götüren Şili başkanı Augusto Pinochet’in kararının ardından
yapılan reklam propagandalarını anlatıyor. Uzun yıllar ülkeyi askeri rejimle
yöneten ve en sonunda uluslar arası baskılara direnemeyen bir diktatörün nasıl
devrildiğini, seyirciyi hem güldürüp hem de düşündürerek (gerçi bu düşünme
kısmı biraz da bizim ülkemize özel diye düşünmekteyim) perdeye yansıtmayı seçen
Larrain, 2009 yılında Altın Lale’yi kazandıktan sonra Türk seyircisine yeniden
merhaba diyor fakat filmdeki mesajının alınıp alınmadığından bihaber şekilde.
Alınan referandum kararından sonra Rene Saadevra (Gael Garcia
Bernal), muhalifler tarafından “hayır” kampanyasının yürütülmesi için başa
geçirilir. Reklamcılık geçmişinin Amerikan rüyası temasına dayandığına tanık
olduğumuz genç adamın söz konusu kampanya için ürettiği fikirler de benzer
yapıdadır fakat zamanla bu reklamlar bir şekilde hem halkın hem de iktidarın
dikkatini çeker. O kadar ki, askeri dikta sansür uygulamaya başlar. Hatta kendi
propagandaları için bu reklamlardan ilham alır. O dönemde yaşananlardan gerçek
kesitlerin de filmin aralarına sıkıştırıldığını ve en sonunda Pinochet’in
devrildiğini görmek ise tarihi anlara tanıklık etmiş kesimi bir kez daha memnun
ediyor.
Politik kaygıların ikinci planda kaldığı filmin asıl amacı reklamcılık sektörüne attığı bakış gibi duruyor. Öte yandan halk egemenliği isteyen muhaliflerin yaptıkları kampanyanın buram buram kapitalizm kokması ve bunun kimseyi rahatsız etmemesi de reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığının o dönemde de uygulandığını gösteriyor. Yine de dönemden ve politikalarından ziyade filme bakıldığında tüm bunların yansıtılma biçimi seyirciyi mutlu etmeyi başarıyor. Festivalin en dikkat çeken filmlerinden olan No, iğneleyici komediler arasında sezonun göz bebeği olacağa benziyor.
Puan: 7/10
Yorumlar