Ana içeriğe atla

Like Someone in Love (2012) Sevmek Gibi


Dünyaya kattığı sinema çehreleri için şükran duyduğumuz İran’ın bugüne kadar tarihe mal ettiği en ünlü yönetmenlerden Abbas Kiarostami, bir evlilik oyununu anlattığı filmi Copie Conforme’de İtalya’ya uğramıştı. Cannes Film Festivali’nde ilk kez gösterilen son filmi Like Someone in Love’da ise ünlü yönetmen rotasını Japonya’ya çeviriyor. Japon oyuncular ve Japoncayı kullanarak çektiği bu filminde yine insan ilişkilerine değiniyor; evlilik oyununa kendini kaptıran iki yetişkinden sonra yaşlılarla gençleri bir araya getiren bir üçgeni ele alıyor.

Karakterlerin bir gününün anlatıldığı film, eskort bir kız olan Akiko’nun (Rin Takanashi) emekli bir profesör olan Takashi (Tadashi Okuno) ile tanışmasıyla başlıyor. Akiko’nun bir ritüel haline gelen yaşam biçimine ilk kez farklı bir yönden yaklaşan yaşlı adamla beklenenden farklı bir ilişki kuran genç kızın sert sevgilisi de işin içine girince üçgen tamamlanıyor ve inişleri çıkışları olan, uzun sekanslardan oluşan bir film ortaya çıkıyor. Yönetmen koltuğundaki başarısından daha ön planda tutulması gerektiğine inandığım senarist kimliğini bir kez daha konuşturarak uzun diyaloglar yazan Kiarostami’nin asıl kaygısı böylesi karakterlerin yaşadıklarından rant elde etmekten ziyade birbirinden alakasız bu insanların bir araya geldiğinde yaşayabilecekleri olağandışı durumların gerçeğe uygun vaziyette sinema perdesine yansıtılmasından başka bir şey değil. Duygulanımları gün içinde oldukça dalgalı bir halde seyreden karakterlerin arzuları ve ihtiyaçları da film boyunca değişiyor ve bu, senaryo ile kurgunun verdiği güçle seyirciye bir sinema deneyiminden ziyade karşısında yaşanan gerçek bir olay hissini yediriyor. Fakat ne yazık ki bu durum, seyircinin izlediği şeyden zaman zaman kopmasına engel olamıyor. Önceki filmlerinde de gerçekçiliği kolayca yakalamış olan yönetmenin bu son eseri her ne kadar eskilerle kıyaslanamasa da en azından çizgisinden vazgeçmediğini ve farklı tatlar uğruna sinema, senaryo anlayışından ödün vermediğini kanıtlıyor. Söz konusu film için neden Tokyo’nun seçildiği bilinmese de Kiarostami’ye bu kadar doğunun yaradığını söylemek hata olur. 

Puan: 6/10

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Andrei Zvyagintsev Özel Dosyası

Andrey Tarkovskiy’nin veliahdı olarak görülen, milenyumla birlikte Rus sinemasının dünyada bir kez daha şahlanışına öncülük etmiş bir isim Andrei Zvyagintsev. Oyunculuk okulundan mezun olduktan sonra 90’lı yılların başında Moskova’ya gelen fakat aradığını bulamayan Zvyangintsev, milenyuma kadar çeşitli televizyon yapımlarına imza atsa da adından söz ettirememiş. Daha sonra bir arkadaşının teklifi ile bağımsız bir film şirketinde yönetmen olarak işe başlayan usta isim, böylelikle kendisinin uluslar arası arenada bir ilah olarak görülmesine sebep olacak ilk filmi Vozvrashchenie’yi (The Return) çekme imkanı bulmuş. Düşük bütçesine rağmen devasa bir başarı öyküsüne dönüşen film, 2003 yılında Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan dahil toplamda beş ödül kazanarak yıllardır hatıralardan silinmiş olan Rus sinemasını tekrar hak ettiği konuma yükseltmiş. Ülkesine döndüğü zaman bir kahraman gibi karşılanan ve Vozvrashchenie’yi çekerken söylediği “yüz kişi izlese yeter” cümlesinin aksine mi...

Oscar Gecesi Programı

85. Akademi Ödülleri'nde kazananların açıklanacağı ödüllerin veriliş sıralaması sızdı. Spoiler olarak görenler varsa hiç bakmasın derim. Buyrunuz: En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu En İyi Kısa Metraj Animasyon En İyi Animasyon En İyi Görüntü Yönetimi En İyi Görsel Efekt En İyi Kostüm Tasarımı En İyi Makyaj & Saç En İyi Kısa Metraj Film En İyi Kısa Metraj Belgesel En İyi Belgesel Yabancı Dilde En İyi Film En İyi Ses Miksajı En İyi Ses Kurgusu En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu En İyi Kurgu En İyi Yapım Tasarımı En İyi Özgün Müzik En İyi Özgün Şarkı En İyi Uyarlama Senaryo En İyi Özgün Senaryo En İyi Yönetmen En İyi Kadın Oyuncu En İyi Erkek Oyuncu En İyi Film

2012'nin İlk Yarısının En İyileri

Weekend, Csak a Szel (Just the Wind) ve The Dark Knight Rises 3'er kategoride sezon ortasının en iyileri olurken en iyi film kategorisinde kazanan Rusya'dan Sibir, Monamur oldu. La fee (The Fairy) ve Un monstre a Paris (A Monster in Paris) ise ikişer kategoride zirveye oturdu. Kazananların tam listesi aşağıda. Adayların listesi ise burada . Filmler hakkında değerlendirmelerimi okumak için üstlerine tıklamanız yeterli.