Ana içeriğe atla

Senaristler Birliği Ödülleri ve Oscar'a Etkisi


Amerikan Senaristler Birliği (WGA) Ödülleri sahiplerini buldu. Kazananlar, sizin de tahmin edebileceğiniz üzere drama kategorisinde The Descendants, komedi/müzikal kategorisinde ise Midnight in Paris oldu.
Bu zaferiyle birlikte Woody Allen beşinci WGA ödülünü kucaklarken, Alexander Payne ise üçüncü kez bu şerefe nail oldu. The Descendants’ın yardımcı senaristleri Nat Faxon ve Jim Rash ise ilk defa WGA ödülünü kucakladılar.

İlginçtir ki hem Allen hem de Payne, Akademi’ye kıyasla WGA ödüllerinde daha başarılı isimler. Oscar ödüllerini de kucaklayan Annie Hall ve Hannah and Her Sisters’ın yanında Broadway Danny Rose ve Crimes and Misdemeanors ile de WGA ödüllerini kazanan Woody Allen, son iki filmle altın heykelciği sırasıyla Places in the Heart ve Dead Poets Society’ye kaptırdı. Alexander Payne ise 1999 yılında Election ile WGA’yı kazandıktan sonra 2005’te Sideways’in senaryosuyla hem WGA’yı hem de Oscar’ı kucakladı. 99 yılının Oscar zaferini ise The Cider House Rules elde etti. Filmin WGA’ya aday olmama sebebi, tabii ki de senaristinin WGA üyesi olmamasından başka bir şey değildi.

İş Oscar ödüllerine gelince biraz karışıyor çünkü özgün senaryo kategorisinde Woody Allen’ın WGA’yı kazanmasının en büyük nedeni hiç şüphesiz The Artist’in senaristi Michel Hazanavicius’ın WGA üyesi olmamasıdır. Allen her ne kadar Altın Küre’yi kazanmış olsa da Hazanavicius geçtiğimiz hafta BAFTA’da zafere ulaştı. Fransız filminin gittikçe yükselen popülaritesi de göz önünde bulundurulursa Akademi üyelerinin büyük bir kısmı gözü kapalı The Artist’e oy verecektir özgün senaryo kategorisinde.

En son yedi önce bir “en iyi film Oscar adayı” film senaryo ödülünü kucaklayamamıştı. The Artist için bir dezavantaj filmde diyalogların olmaması ama yine de Akademi üyeleri sessiz bir filmin bu ödülü kazanması için oy verecektir. Elbette senaryo demek diyalog demek değil ama bu konuda uzman olmayan üyeler için diyaloglar, filmin senaryosunun değerlendirilmesinde ilk ve en önemli rolü oynuyor. Woody Allen’ın Midnight in Paris’i en iyi film kategorisinde aday gösterilmiş olsa da Akademi üyelerinin The Artist’in çekiciliğine kapılması daha olası geliyor. Yine de Allen’ın önceki senaryo Oscar’larını kazandığı filmlerin aynı zamanda en iyi film kategorisinde de aday gösterilmiş olduğunu belirtelim.


Uyarlama senaryo kategorisinde ise işler biraz daha karışık. Geçtiğimiz haftalarda The Descendants’ın popülaritesinde yaşanan düşme sonucu Moneyball ya da Hugo’nun bu kategorideki şansının daha yüksek olabileceği düşünülüyordu. Ama The Descendants’ın bu gece kazandığı WGA ve önceki gece kazandığı USC Senaryo ödüllerini, bir de üstüne Amerikan Sinema Editörleri Birliği (ACE) Ödülleri’nde en iyi kurgu ödülünü kazanması durumu biraz olsun değiştirmiş gibi gözüküyor. Yine de yeni bir Up In the Air vakasıyla karşı karşıya olabiliriz.

Belgesel senaryosu ödülü, Akademi tarafından aday gösterilmeyen bir film olan Better This World’e gitti. Belgeselin rakipleri arasında Oscar adayları Pina ve If a Tree Falls, eleştirmenlerin favorisi Senna ve Nostalgia for the Night bulunuyordu. Bu da üç büyük meslek topluluğunun Oscar’a aday olmamış filmleri ödüllendirdiği anlamına geliyor: Yönetmenler Birliği ödülü Project Nim’e, Yapımcılar Birliği ise Beats, Rhymes and Life’a vermişti.

Gecede The Help’in senaristi Tate Taylor Paul Selvin Özel Ödülü, Eric Roth ise Laurel Özel Ödülü ile onurlandırıldı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

2013'te Sinefilleri Neler Bekliyor?

George Clooney, Alfonso Cuaron imzalı Gravity ile karşımıza çıkacak Dolu dolu bir 2012 yılı sinema sezonunu sönük bir Hollywood seremonisiyle tamamladıktan sonra pek çok auteur ve başarılı yönetmenin karşımıza çıkacağı 2013 sezonuna merhaba dedik. 2011 sezonu iyiydi, 2012 sezonu daha iyiydi ve bana öyle geliyor ki 2013'te çıta biraz daha yükselecek. Hollywood ve dünya sinemasının ünlü isimlerinin merakla beklenen filmleri vizyona girecek; haliyle de sinemaseverler için uzun zamandır hayalini kurdukları bir dönem oldukça hızlı bir şekilde başlıyor. İşe Uzak Doğu sinemasından başlayacak olursak öncelikle Japon anime sanatının yaşayan en büyük temsilcisi Hayao Miyazaki ustanın iki projesinden bahsetmek gerekir. Ruhların Kaçışı gibi bir kült yapıma imza atarak Oscar ödülü dahi kazanan Miyazaki bu sene 2. Dünya Savaşı sırasında Japon savaş uçaklarını tasarlayan Jiro Horikoshi'nin hayatını anlatacağı The Wind Rises ve ayrıntıları açıklanmasa da 1992 yapımı olan kırmızı İtal...