Ana içeriğe atla

PGA Adayları

Öncelikle adaylıkları beklenen, şaşırtan ve olmayan adaylıkları ile yarıştan kısmen elenen filmler hakkındaki yorumlarımı buradan okuyabiliriz. İşte adaylar:

En İyi Film


THE ARTIST (Yapımcı: Thomas Langmann)
BRIDESMAIDS (Yapımcılar: Judd Apatow, Barry Mendel, Clayton Townsend)
THE DESCENDANTS (Yapımcılar: Jim Burke, Alexander Payne, Jim Taylor)
THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO (Yapımcılar: Ceán Chaffin, Scott Rudin)
THE HELP (Yapımcılar: Michael Barnathan, Chris Columbus, Brunson Green)
HUGO (Yapımcılar: Graham King, Martin Scorsese)
THE IDES OF MARCH (Yapımcılar: George Clooney, Grant Heslov, Brian Oliver)
MIDNIGHT IN PARIS (Yapımcılar: Letty Aronson, Stephen Tenenbaum)
MONEYBALL (Yapımcılar: Michael De Luca, Rachael Horovitz, Brad Pitt)
WAR HORSE (Yapımcılar: Kathleen Kennedy, Steven Spielberg)

En İyi Animasyon

THE ADVENTURES OF TINTIN (Yapımcılar: Peter Jackson, Kathleen Kennedy, Steven Spielberg)
CARS 2 (Yapımcı: Denise Ream)
KUNG FU PANDA 2 (Yapımcı: Melissa Cobb)
PUSS IN BOOTS (Yapımcılar: Joe M. Aguilar, Latifa Ouaou)
RANGO (Yapımcılar: John B. Carls, Gore Verbinski)

En İyi Belgesel

Beats, Rhymes & Life: The Travels of A Tribe Called Quest
Bill Cunningham New York
Project Nim
Senna
The Union


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...