Ana içeriğe atla

Critics' Choice Kazananları

The Artist, beklendiği üzere 4 ödülle geceye damgasını vurdu. Eleştirmenlerden hali hazırda destek görmüş bu filmin karşısındaki en güçlü aday olan The Descendants ise tek ödülle yetinmek zorunda kaldı. The Help en iyi oyuncu kadrosu, en iyi kadın oyuncu ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ödüllerini alarak büyük kaşarı kazanırken senaryo ödülleri Moneyball ve Midnight in Paris'e gitti. A Separation ve Rango'nun banko ödüllerini alması, Hugo'nun 11 adaylıktan sadece birini zafere dönüştürmesi, Extremely Loud & Incredibly Close'un da ilk ödülünü alması dışında pek ilginç bir şey yok. Deathly Hallows Part 2'nun iki ödül alması da şahsımı ayrı sevindirdi. İşte tüm kazananlar:

En İyi Film: "The Artist"

En İyi Yönetmen: Michel Hazanavicius, "The Artist"
En İyi Erkek Oyuncu: George Clooney, "The Descendants"

En İyi Kadın Oyuncu: Viola Davis, "The Help"

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christopher Plummer, "Beginners"

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Octavia Spencer, "The Help"

En İyi Özgün Senaryo: Woody Allen, "Midnight in Paris"

En İyi Uyarlama Senaryo: Steven Zaillian and Aaron Sorkin, "Moneyball"

Yabancı Dilde En İyi Film: "A Separation"

En İyi Animasyon: "Rango"

En İyi Belgesel: "George Harrison: Living in the Material World"

En İyi Görüntü Yönetimi: "The Tree of Life" ve "War Horse"

En İyi Sanat Yönetimi: "Hugo"

En İyi Kostüm Tasarımı: "The Artist"

En İyi Kurgu: "The Girl With the Dragon Tattoo"

En İyi Makyaj: "Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 2"

En İyi Özgün Müzik: "The Artist"

En İyi Özgün Şarkı: "Life's a Happy Song" from "The Muppets"

En İyi Ses: "Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 2"

En İyi Görsel Efekt: "Rise of the Planet of the Apes"

En İyi Oyuncu Kadrosu: "The Help"

En İyi Genç Oyuncu: Thomas Horn, "Extremely Loud and Incredibly Close"

En İyi Komedi: "Bridesmaids"

En İyi Aksiyon: "Drive"

Joel Siegel Ödülü: Sean Penn

"Müzik ve Film" Ödülü: Martin Scorsese

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...