Ana içeriğe atla

Golden Satellite Kazananları - Sinema


Drive, en iyi yönetmen dahil 4 ödül alırken, en iyi film ve en iyi özgün senaryo ödülleri The Descendants'ın oldu. The Tree of Life'ın başkasına kaptırmadığı en iyi görüntü yönetimi ödülü ise War Horse'un oldu. Tüm kazananlar şöyle:


En İyi Film
The Descendants

En İyi Yönetmen
Nicolas Winding Refn – Drive

En İyi Erkek Oyuncu
Ryan Gosling – Drive

En İyi Kadın Oyuncu
Viola Davis – The Help

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Albert Brooks – Drive

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Jessica Chastain – The Tree of Life

En İyi Uyarlama Senaryo
Alexander Payne, Based On The Novel By Kaui Hart Hemmings, Jim Rash, Nat Faxon – The Descendants

En İyi Özgün Senaryo
Terrence Malick – The Tree of Life

Yabancı Dilde En İyi Film
Mysteries of Lisbon

En İyi Animasyon
The Adventures of Tintin

En İyi Belgesel
Senna

En İyi Özgün Müzik
Marco Beltrami – Soul Surfer

En İyi Özgün Şarkı
“Lay Down Your Head” – Albert Nobbs

En İyi Görüntü Yönetimi
Janusz Kaminski – War Horse

En İyi Görsel Efekt
Robert Legato – Hugo

En İyi Kurgu
Chris Gill – The Guard

En İyi Yapım Tasarımı
Gregory S. Hooper, Laurence Bennett – The Artist

En İyi Kostüm Tasarımı
Jacqueline West – Water for Elephants

En İyi Ses (Kurgu&Miksaj)
Dave Patterson, Lon Bender, Robert Fernandez, Victor Ray Ennis – Drive

En İyi İlk Film
Paddy Considine – Tyrannosaur

En İyi Oyuncu Kadrosu
The Help

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...