Ana içeriğe atla

Avrupa Film Ödülleri

24 yıldır Avrupa kökenli filmleri onurlandıran Avrupa Film Ödülleri'nin bu seneki adayları açıklandı. Geçtiğimiz senenin en büyük Oscar ödüllerini alan yapımlarla bu sene Oscar adayı olma ihtimali çok yüksek filmlerin aday gösterildiği ödüllerde Lars Von Trier'in kıyamet filmi Melancholia 8 dalda aday olarak başı çekiyor. Onu 5'er adaylıkla The King's Speech, In A Better World, Le Havre ve The Kid With A Bike takip ediyor. Tüm adaylara gelince;


En İyi Film


THE ARTIST, Fransa
LE GAMIN AU VELO (The Kid with a Bike), Belçika/Fransa/İtalya
HÆVNEN (In a Better World), Danimarka
THE KING’S SPEECH, Birleşik Krallık
LE HAVRE, Finlandiya/Fransa/Almanya
MELANCHOLIA, Danimarka/İsveç/Fransa/Almanya


En İyi Yönetmen


Susanne Bier - HÆVNEN (In a Better World)
Jean-Pierre & Luc Dardenne - LE GAMIN AU VELO (The Kid with a Bike)
Aki Kaurismäki - LE HAVRE
Béla Tarr - A TORINOI LO (The Turin Horse)
Lars von Trier - MELANCHOLIA


En İyi Kadın Oyuncu


Kirsten Dunst - MELANCHOLIA
Cécile de France - LE GAMIN AU VELO (The Kid with a Bike)
Charlotte Gainsbourg - MELANCHOLIA
Nadezhda Markina - ELENA
Tilda Swinton - WE NEED TO TALK ABOUT KEVIN


En İyi Erkek Oyuncu


Jean Dujardin - THE ARTIST
Colin Firth - THE KING’S SPEECH
Mikael Persbrandt - HÆVNEN (In a Better World)
Michel Piccoli - HABEMUS PAPAM
André Wilms - LE HAVRE


En İyi Senaryo


Jean-Pierre & Luc Dardenne - LE GAMIN AU VELO (The Kid with a Bike)
Anders Thomas Jensen - HÆVNEN (In a Better World)
Aki Kaurismäki - LE HAVRE
Lars von Trier - MELANCHOLIA


En İyi Görüntü Yönetimi


Manuel Alberto Claro - MELANCHOLIA
Fred Kelemen - A TORINOI LO (The Turin Horse)
Guillaume Schiffman - THE ARTIST
Adam Sikora - ESSENTIAL KILLING


En İyi Kurgu


Tariq Anwar - THE KING’S SPEECH
Mathilde Bonnefoy - DREI (Three)
Molly Malene Stensgaard - MELANCHOLIA


En İyi Yapım Tasarımı


Paola Bizzarri - HABEMUS PAPAM
Antxón Gómez - LA PIEL QUE HABITO (The Skin I Live in)
Jette Lehmann - MELANCHOLIA


En İyi Özgün Müzik


Ludovic Bource - THE ARTIST
Alexandre Desplat - THE KING’S SPEECH
Alberto Iglesias - LA PIEL QUE HABITO (The Skin I Live in)
Mihály Vig - A TORINOI LO (The Turin Horse)


FIPRESCI Ödülü (En İyi İlk Film)

BREATHING (Atmen)
MICHAEL
NOTHING'S ALL BAD (Smukke Menesker)
OXYGEN (Adem)
TILVA ROS

En İyi Belgesel (Arte Ödülü)

PINA
POSITION AMONG THE STARS (Stand van de Starren)
VIVAN LAS ANTIPODAS (

En İyi Animasyon Film

A CAT IN PARIS (Un Vie de Chat)
CHICO & RITA
THE RABBI'S CAT (Le Chat du Rabbin)

En İyi Kısa Metraj Film

BERIK
DERBY
FROZEN STORIES
THE GREAT RACE
HYPERCRISIS
INCIDENT BY A BANK
JESSI
LITTLE CHILDEN, BIG WORDS
OUT 
PAPARAZZI
SILENT RIVER
SUNDAYS
THE UNLIVVING
THE WHOLLY FAMILY
THE WOLVES


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...