Ana içeriğe atla

Deathly Hallows: Ölüm Sahnesi

Bilen bilir, Harry Potter and the Deathly Hallows öyküsünün ortasında Harry ölüyor. Sonra Dumbledore ile bir tren istasyonunda çırılçıplak önemli mevzular konuşuyorlar.

Bilmeyenler için, Harry ölüyor ve sonra diriliyor. (Sebebini kendiniz görürsünüz.) Dumbledore ile de sevişmekten ziyade arafta buluşup plan yapıyorlar. (Bir kitabın bir bölümü ancak bu kadar kötü anlatılabilirdi, farkındayım.)

Konumuza gelince... 15 Temmuz 2011'de vizyona girerek 20 yıllık bir serüveni sonlandıracak olan, hayranların elinde kalan son şey Harry Potter and the Deathly Hallows: Part II'dan bir sahne yayınlandı. Evet, Harry'nin ölüm sahnesi. Kısa bir video da olsa Daniel'ın oyunculuk kabiliyet(sizliğ)inden hiçbir şey kaybetmediğini, Ralph Fiennes'ın bir kez daha efsaneleştiğini rahatlıkla görebiliyoruz.


İşte söz konusu video:



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

Eurovision Finali'ne Doğru

Biri oldukça kalitesiz, diğeri ise bir o kadar -hatta kat kat- kaliteli iki yarıfinal sonrasında Eurovision sezonunun en önemli anlarına sahiplik yapan final gecesi geldi çattı. 5'i referans ülkeleri olmak üzere toplamda 25 ülkenin sahneye çıkacağı final gecesi, geçtiğimiz senelere kıyasla bir hayli heyecanlı geçecek.