Ana içeriğe atla

10 Yılın En İyi 20 ESC Şarkısı


Her ne kadar bu yarışma 56 yıllık da olsa, yaşım gereği her şarkısını bilmem. Fakat bu 56 yılın son 10 yılına oldukça hakim biri olarak, bu 10 yıl içinde yarışan ve en çok dikkatimi çeken, müzikalitesi bir hayli yüksek şarkılardan oluşan bir liste yaptım. Gerçi bu listeye 2002 ve 2005'ten hiçbir şarkı girmezken 2003 ve 2004'ten sadece birer şarkı girebildi. Sonuç olarak genelde Orta Avrupa'nın gönderdiği şarkılardan oluşan bu liste, Balkanların ne denli güzel bir ezgiye sahip olduğunu kanıtlar nitelikte. İlk 3 sıradaki şarkıların bestecisinin aynı olduğu düşünüldüğünde ise ortaya kanıtın da ötesinde bir sonuç çıkıyor. Listede 2011 yılından 6 şarkının olması ise bu yılın en kaliteli yarışma olduğunu gösteriyor. Şarkıları sıkılmadan dinleyeceğinizi düşünerek, 20'den geriye sayıyorum.


20. Valentine Lost - Eirikur Hauksson (İzlanda 2007)

2007 yılında İzlanda adına yarışmış fakat yarıfinalde elenerek hepimizi hayal kırıklığına uğratmış Eirikur Hauksson, özgün adı "Eg Les i Lófa Sínum" olan şarkısını ölen sevgilisinin ardından yazmış.

 

19. Believe Again - Brinck (Danimarka 2009)

Moskova'da ülkesi Danimarka'yı temsil eden Niels Brinck tarafından seslendirilen şarkı, Avrupa halkının oyları sonucu ne yazık ki 13. olarak yarışmayı tamamlamıştı.


18. No One - Maja Keuc (Slovenya 2011)

Bu yıl Düsseldorf'ta Slovenya'yı temsil eden ve yarışmanın en güçlü seslerinden olan Keuc, No One ile yarıfinalde 3. sırayı alıp finale kaldı. Ama ne yazık ki finalde sadece 13. olabildi. 


17. Everyway That I Can - Sertab Erener (Türkiye 2003)

Ülkemize ilk ve tek birinciliğini getiren Erener'in şarkısı Everyway That I Can, Eurovision Şarkı Yarışması'nda yeni bir dönemin açılmasına sebep olmuştu. Ama ne yazık ki bu zaferden beri bir şarkımız hariç ESC'ye gönderdiğimiz tüm şarkılarda darbuka efekti kullanıldı.


16. My Story - Sopho (Gürcistan 2007) 

2007 yılında yarışmaya ilk kez katılan Gürcistan'ın temsilcisi Sopho, müzikal açıdan başarılı bir geçmişe ve kulakların pasını silen bir sese sahip iken şarkısı My Story de bir o kadar mükemmeldi. Gürcistan o yıl yarışmayı ne yazık ki 12. sırada tamamlayabildi.


15. Stand By - Senit (San Marino 2011)

Bu yıl yarışmaya ikinci kez katılan San Marino'yu temsil eden Senit, güzel şarkısının yanında yarıfinaldeki performansıyla da göz doldurmuştu. Ne yazık ki şarkı finale çıkamadı. 


14. Mamo - Anastasia Prikhodko (Rusya 2009)

Dima Bilan'ın 2008'de yarışmayı kazanmasının ardından Moskova'da Rusya'yı temsil etme onuruna sahip olan Anastasia, annesine, aşık olduğunu anlatan bu şarkı ve şarkıyı seslendirirken izlediğimiz şovu ile zihinlerimize kazınmıştı. Yarışma sırasında sesi iyi çıkmasa da stüdyo kaydı defalarca dinlemeye değer durumda. İlk yarısının Ukraynaca, ikinci yarısının Rusça söylendiği ve finalde 11. olan şarkının canlı performansına buyurun:


13. Cvet Z Juga - Alenka Gotar (Slovenya 2007)

Slovenya'da bir hayli popüler olan soprano Alenka Gotar, yarışmada seslendirdiği şarkısıyla unutulmaz bir performansa imza atmış lakin finalde 15. olabilmişti.


12. Taken by a Stranger - Lena (Almanya 2011)

2010 yılında Satellite ile yarışmayı kazanan, bu sene ülkesini tekrar ve daha kaliteli bir şarkıyla temsil eden Lena, finalde 107 puan toplayıp 10. oldu.


11. Water - Elitsa Todorova & Stoyan Yankulov (Bulgaristan 2007)

Perküsyonu uzun bir aradan sonra yarışmaya katan, sesin gücüyle davulun gücünü bir araya getirip bize sunan Elitsa ve Stoyan, başarılı şarkıları ve performansları sonucunda finalde Bulgaristan'ın en iyi derecesi olan 5.'liğe uzanmışlardı.


10. Hard Rock Hallelujah - Lordi (Finlandiya 2006)

Fazla söze gerek yok, Eurovision için fazla olan bir şarkı. Ülkesi Finlandiya'ya ilk ve tek birinciliğini getirdiler, Alexander Rybak öncesinde ESC tarihinin en yüksek puanını alan şarkı ünvanına sahiptiler:


9. Bistra Voda - Regina (Bosna Hersek 2009)

Coldplay'i örnek alan grup, yarışmanın en "saf" performanslarından birini gerçekleştirmişti. Bosna Hersek'in Eurovision'a her daim kaliteli şarkılar gönderdiğini kanıtlayan en güzel örneklerden biri olan Bistra Voda -ya da Berrak Su, yarışmayı 9. sırada tamamladı.


8. Deli - Mor ve Ötesi (Türkiye 2008)

Türkiye'nin katıldığı yıllar boyunca yarışmaya gönderdiği yüksek kalitede "tek" şarkı olan, standartların çok üstündeki Deli, finalde 7. olmuştu ama ne Harun'un canlı performansta stüdyo kalitesinde çıkan sesi ne de o müthiş klip unutulacak gibi değil.


7. San Aggelos S'Agapisa - Christos Mylordos (Kıbrıs 2011)

Bu yılki favorilerimden olup yarıfinalde sondan 2. olan, bu sonucuyla herkesi şaşırtan Kıbrıs'ın şarkısı San Aggelos S'Agapisa, yıllar boyu dinlenebilecek cinsten bir şarkı.


6. Love in Rewind - Dino Merlin (Bosna Hersek 2011)

Finaldeki 3 favorimden biri olan Love in Rewind, güzel sözleri, sakin müziği ve Dino Merlin'in muhteşem sesiyle unutulmazlar arasına çoktan girdi. Bosna, yarışmayı 6. sırada tamamladı fakat 5 ülkeden tam puan alarak da en çok 12 puan alan ülke oldu.


5. Et S'il Fallait Le Faire - Patricia Kaas (Fransa 2009)

Ülkesinde bir numara olup Fransız müziğini dünyaya açan en önemli sanatçılardan Patricia Kaas'ın, tüm dünyada sattığı milyonlarca albümünden ve başarılı şarkılarından bahsetmeme gerek yok sanırım. Herkesin Eurovision dışında ömründe en az 1 kez duyduğu şarkılara imza atan Kaas, yarışmada tüyleri diken diken eden performansı ve müthiş şarkısı ile ne yazık ki 8. olabildi -tek sebebi de Avrupa'nın Fransa düşmanlığı:



4. Sognu - Amaury Vassili (Fransa 2011)

Başından beri favori gösterildiği halde yarışma finalinde 15. olarak herkesi şoka uğratan -ve üzen- Amaury, dünyanın en genç tenoru sıfatını taşıyor. Kaçıncı olduğunun bir önemi tabii ki yok, 2011 yılının müzikal anlamda en kaliteli ve başarılı şarkısını Fransa gönderdi.


3. Oro - Jelena Tomosevic & Bora Dugic (Sırbistan 2008)

Yarışmanın düzenlendiği Sırbistan'da kendi ülkesini temsil etme gururunu yaşamış Jelena, içe işleyen bir beste ve harikulade sesi ile yarışmayı 6. olarak bitirdi. Şarkının bestecisi ise Zeljko Joksimovic.


2. Lejla - Hari Mata Hari (Bosna Hersek 2006) 

Bosna Hersek'in şu ana kadar yarışmaya gönderdiği en iyi şarkı olan Lejla'nın bestecisi, Oro'da olduğu gibi Zeljko Joksimovic. Büyüleyen bir beste, büyüleyen bir ses. Sonuç ise ülkenin tarihindeki en iyi sonuç olan 3.'lük:


1. Lane Moje - Zeljko Joksimovic (Sırbistan Karadağ 2004)

Ömrümde binlerce şarkı dinledim, binlerce ezgi duydum ama çok çok azı Lane Moje kadar "güzeldi." Eurovision tarihini bırakın, dünya müzik tarihinin en iyi şarkılarından olduğunu düşündüğüm Lane Moje, sadece 17 puan farkla son 10 yılın en kötü zafer şarkısı Wild Dance'e (Ruslana) yenik düşerek yarışmayı 2. sırada tamamlamıştı. Yarıfinalde Wild Dance'i geride bırakarak 1. olan Lane Moje'yi "yine" Zeljko Joksimovic bestelemiş fakat üstüne bu sefer bizzat kendisi seslendirmişti. Ne tesadüftür ki bu şarkı, İstanbul'da yarıştı. Ama ben o zamanlar küçücük bir çocuk olduğum için canlı dinleme fırsatına erişemedim. Tüm Eurovision tarihi bir yana, Lane Moje bir yanadır benim (ve bir çok insan) için. Şarkının klibi de en az kendisi kadar başarılıdır. İlk üç şarkının bestecisi Zeljko Joksimovic içinse söylenecek tek bir söz var: Türklerden nefret de etsen, sen Balkan coğrafyasının ve Eurovision tarihinin en iyi bestecilerindensin -belki de en iyisisin.


Yorumlar

Stranger dedi ki…
Harika bir liste, teşekkürler.
Adsız dedi ki…
bence bu listede athena da olmalıydı onun dışında harika :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

2013'te Sinefilleri Neler Bekliyor?

George Clooney, Alfonso Cuaron imzalı Gravity ile karşımıza çıkacak Dolu dolu bir 2012 yılı sinema sezonunu sönük bir Hollywood seremonisiyle tamamladıktan sonra pek çok auteur ve başarılı yönetmenin karşımıza çıkacağı 2013 sezonuna merhaba dedik. 2011 sezonu iyiydi, 2012 sezonu daha iyiydi ve bana öyle geliyor ki 2013'te çıta biraz daha yükselecek. Hollywood ve dünya sinemasının ünlü isimlerinin merakla beklenen filmleri vizyona girecek; haliyle de sinemaseverler için uzun zamandır hayalini kurdukları bir dönem oldukça hızlı bir şekilde başlıyor. İşe Uzak Doğu sinemasından başlayacak olursak öncelikle Japon anime sanatının yaşayan en büyük temsilcisi Hayao Miyazaki ustanın iki projesinden bahsetmek gerekir. Ruhların Kaçışı gibi bir kült yapıma imza atarak Oscar ödülü dahi kazanan Miyazaki bu sene 2. Dünya Savaşı sırasında Japon savaş uçaklarını tasarlayan Jiro Horikoshi'nin hayatını anlatacağı The Wind Rises ve ayrıntıları açıklanmasa da 1992 yapımı olan kırmızı İtal...