Ana içeriğe atla

ESC'ye Doğru: Akdeniz Esintisi

Kuzey ve batı ülkelerinin şarkılarının tanıtımlarının ardından artık güneye inme vakti geldi. İspanya, İtalya, San Marino, Slovenya, Yunanistan, Kıbrıs ve Malta göz atacağımız 7 ülke. En batıdan başlayalım:



1. İspanya

1968 ve 1969 yıllarında iki sene üst üste birinci gelerek en büyük başarılarına imza atan İspanya, 4 sonunculuk ve 2 birincilikle Eurovision tarihinin en başarısız referans ülkesi oluyor. Almanya, Yunanistan ve Birleşik Krallık'a bol bol puan dağıtan İspanya, yine tarihinde en çok puanı Yunanistan'dan almış.

Bu sene Lucía Pérez isimli hanım kızımız ve şarkısı Que Me Quiten Lo Bailao ile temsil edilecek güneybatı ülkesi, direkt olarak finalde 22. sırada yarışacak. Şarkının ne kadar vasat olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım.



2. İtalya

13 senelik aradan sonra Avrupa'nın favori televizyon şovuna dönen İtalya, Sanremo'nun yıldızlarından birini ESC sahnesine gönderiyor. 2 kez birinci, 1 kez de sonuncu olan ülke, en çok Fransa ve İrlanda'ya puan vermiş.
Raphael Gualazzi ve şarkısı Madness of Love ile direkt olarak finalde yarışacak olan İtalya, 14 Mayıs akşamı 12. sırada sahnede alacak. Fransa'nın gölgesinde kalıp yarışmayı sonlarda bitireceğine kesin gözüyle baktığım İtalya'nın şarkısı da vasat olmaktan öteye geçemiyor.


3. San Marino

ESC sahnesine sadece bir kez çıkıp onda da yarıfinalde sonuncu olan dünyanın en eski cumhuriyeti, küçük ülke San Marino; ilk ve tek 12 puanını Yunanistan'a vermişti.

Bu sene Senit ile şansını arayacak olan ülkeyi Stand By isimli şarkı temsil edecek. San Marino, ilk yarıfinalde 12. sırada sahne alacak. Şarkı, ülkenin ilk yılında olduğu gibi "güzel" bir şarkı. Değeri anlaşılır umarım.


4. Slovenya

17 senedir aralıksız olarak ESC'de sahne alan ve en iyi sonucu 7.'lik olan Slovenya, en yüksek puanlarını Hırvatistan, Bosna Hersek ve Norveç'e vermiş.

Bu sene Maja Keuc isimli kızımız ve şarkısı No One ile şans arayacak ülke, bir hayli iddialı. Finale kalacağını düşündüğüm Slovenya, 2. yarıfinalde 13. sırada yarışacak.


5. Yunanistan

32 yıl Eurovision'da yarışan ve tek birinciliğini 2005 yılında kazanan Yunanistan'ın en çok puan verdiği ilk ülkeyi söylemeye gerek yok sanırım. İkinci ve üçüncü sırada ise İspanya ve Fransa geliyor. 

Bu sene Loucas Yiorkas ve Stereo Mike düetini yarışmaya gönderen komşu ülke, Watch My Dance isimli şarkıyı Avrupa'ya sunacak. Ülkenin gönderdiği en kötü şarkılardan olan Watch My Dance'e ancak Yunan diasporası ile ilk 10 şansı verebilirim -ki umarım o da olmaz. (Hadi Loucas hatrına olsun.) Yunanistan, 1. yarıfinalde 19. sırada yarışacak.


6. Kıbrıs

3 kez beşinci, bir kez de sonuncu olan ada devleti Kıbrıs, en çok puanlarını Yunanistan, İspanya ve İrlanda'ya vermiş gözüküyor.
Bu sene Christos Mylordos ve şarkısı San Aggelos S'Agapisa ile Eurovision'da şansını arayacak olan Kıbrıs, ikinci yarıfinalde 9. sırada sahne alacak. Şarkı bir Femme Fatale değil ama kötü de değil.


7. Malta

3 kez sonuncu, 2 kez üçüncü, 2 kez de ikinci olan Malta, en yüksek puanlarını Birleşik Krallık, Yunanistan ve İsveç'e vermiş.
Bu sene "Chiara ile yarışmaya katılmayan" Akdenizli Malta, Glen Vella isimli bir abi ve şarkısı One Life ile temsil edilecek. 1. yarıfinalde 11. sırada sahne alacak olan Malta'nın şarkısı da vasat diye nitelendirilebilecek bir Eurovision şarkısı.



1. yarıfinalde yarışacak Akdeniz ülkeleri: San Marino, Yunanistan, Malta
2. yarıfinalde yarışacak Akdeniz ülkeleri: Slovenya, Kıbrıs
Direkt finalde yarışacak Akdeniz ülkeleri: İspanya, İtalya

Yukarıda dinlediğiniz 7 şarkı arasındaki favorilerimi sıralamak gerekirse:
 
1. Kıbrıs
2. Slovenya

Bu 7 şarkıyı stüdyo kalitesinde indirmek için buraya tıklayın. 
 
 
Sırada: 
4. Grup:  Türkiye, Azerbaycan, İsrail, Gürcistan, Ermenistan, Ukrayna ve Belarus

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

2013'te Sinefilleri Neler Bekliyor?

George Clooney, Alfonso Cuaron imzalı Gravity ile karşımıza çıkacak Dolu dolu bir 2012 yılı sinema sezonunu sönük bir Hollywood seremonisiyle tamamladıktan sonra pek çok auteur ve başarılı yönetmenin karşımıza çıkacağı 2013 sezonuna merhaba dedik. 2011 sezonu iyiydi, 2012 sezonu daha iyiydi ve bana öyle geliyor ki 2013'te çıta biraz daha yükselecek. Hollywood ve dünya sinemasının ünlü isimlerinin merakla beklenen filmleri vizyona girecek; haliyle de sinemaseverler için uzun zamandır hayalini kurdukları bir dönem oldukça hızlı bir şekilde başlıyor. İşe Uzak Doğu sinemasından başlayacak olursak öncelikle Japon anime sanatının yaşayan en büyük temsilcisi Hayao Miyazaki ustanın iki projesinden bahsetmek gerekir. Ruhların Kaçışı gibi bir kült yapıma imza atarak Oscar ödülü dahi kazanan Miyazaki bu sene 2. Dünya Savaşı sırasında Japon savaş uçaklarını tasarlayan Jiro Horikoshi'nin hayatını anlatacağı The Wind Rises ve ayrıntıları açıklanmasa da 1992 yapımı olan kırmızı İtal...