Ana içeriğe atla

ESC'ye Doğru: Batı Kanadı

7 kuzey ülkesinin Düsseldorf'ta yarışacağı şarkıları buradaki yazımda tanıtmıştım. Söz konusu şarkıları buradan indirebilirsiniz.

Sıradaki 7 şarkı ise Avrupa'nın batı sınırlarından geliyor: İrlanda, Hollanda, Danimarka, İzlanda, Birleşik Krallık, Fransa ve Portekiz

Bu 7 ülkenin şarkılarını indirebileceğiniz linkler aşağıda olmakla birlikte rekorlar sahibi ülke İrlanda ile Batı Kanadı yolculuğumuza başlayalım:


1. İrlanda

7 birincilikle Eurovision tarihinin en çok zafer yaşayan ülkesi İrlanda, bu zaferlerinden 3'ünü ardarda yaşayarak başka bir rekoru da elinde bulunduruyor. 2007 yılında hanesine ilk sonunculuğunu yazdıran ülkenin en çok puan verdiği diyarlar Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya.  

Bu sene İrlanda'yı John ve Edward isimli iki kardeş, Jedward, temsil ediyor. Lipstick isimli şarkıları ile Avrupalı eşcinsellerden oy kapmaya çalışacak kardeşlerin şarkısı müzikal anlamda güçlü. İrlanda, 2. yarıfinalde son sırada yarışacak.


2. Hollanda

Tarihinde 4 kez birinci, 3 kez de sonuncu olan Hollanda, 52 sene boyunca Eurovision sahnesine çıkmış geçmişi olan bir ülke. Son 6 yıldır finale yükselemeyen Hollanda'nın en çok puan verdiği ülkelere bakacak olursak Fransa, Birleşik Krallık, Hollanda, Almanya ve Türkiye'yi görüyoruz.
Bu sene Almanya'nın ardından temsilcisini açıklayan ilk ülke olan Hollanda'yı 3JS grubu temsil ediyor. Never Alone isimli şarkılarını 2. yarıfinalde üçüncü sırada sahne alarak Avrupa'ya duyuracak olan grup, umuyorum ki final özlemiyle yanıp tutuşan Hollanda'yı bu sene hayalleriyle buluşturacak.


3. Danimarka

İlk katıldığı sene 3. gelerek büyük bir başarıya imza atan Danimarka, 40 yıl boyunca sahne aldığı Eurovision Şarkı Yarışması'nda 2 kez de birinci oldu. Her sene iddialı ve başarılı şarkılar göndermesiyle ünlü Danimarka'nın en çok puan verdiği ülkeler İsveç, Almanya ve Birleşik Krallık. İzlanda'dan her daim yüksek puanlar alan Danimarka, ne yazık ki kuzeyin yalnız diyarına azıcık cimri davranmasıyla da tanınıyor.

Yatılı okulda tanışan 4 arkadaşın 2005 yılında kurduğu A Friend in London grubunun bu yıl temsil edeceği Danimarka, Düsseldorf'a giden iddialı ülkelerden. Şarkıları New Tomorrow'un müzik ve ESC tarihine bir şey katmadığı bir gerçek olsa da çekici bir şarkı olduğu rahatlıkla kabul edilebilir. Danimarka 12 Mayıs günü düzenlenecek 2. yarıfinalde 18. sırada sahne alacak.


4. İzlanda

Yarıştığı 24 yıl boyunca elde ettiği en iyi sonuç 2 adet ikincilik olan yalnız ülke İzlanda, yine 2 kez de sonuncu oldu. Geçtiğimiz sene Hera Björk'ü oldukça iddialı gönderen fakat finalde 19. olarak geri dönen İzlanda, en çok Danimarka, İsveç ve Norveç'e puan vermiş.

İzlanda'yı bu sene Sjonni's Friends isimli topluluk, Coming Home isimli parçalarıyla temsil edecek. Country tınıları taşıyan şarkıyı 1. yarıfinalde 14. sırada dinleyeceğiz. 


5. Birleşik Krallık

5 kez birinci olup son 10 yılda 4 kez sonuncu olan Birleşik Krallık, tam 15 kez yarışmayı 2. sırada bitirerek Eurovision tarihinin en başarılı ülkelerinden biri oluyor. En çok puan verdiği ülkeler İrlanda, İsveç, Almanya, İsviçre ve Yunanistan olan Birleşik Krallık, geçen seneki hüsranın ardından bu sene ses getirmeye çalıştı.

2000'lerin başlarında dünyada oldukça ses getiren pop müzik grubu Blue'nun I Can isimli şarkıları ile temsil edeceği Birleşik Krallık'ın yarışmayı kazanması durumunda seneye hem Yaz Olimpiyat Oyunları'nı hem de Eurovision'ı düzenlemesiyle bir hayli gündemde kalması ihtimaller dahilinde. Ülkenin referans ülkesi olması dolayısıyla Blue, direkt olarak finalde 14. sırada yarışacak.


6. Fransa

Yarıştığı 54 sene boyunca 5 kez birinci, 4 kez ikinci, 6 kez üçüncü olan Fransa; 1957-1986 yılları arasında 30 yıl boyunca sadece 4 kez ilk 10'da yer almayan oldukça başarılı bir ülke. Son 8 senenin 7'sinde Türkiye'ye 12 tam puan veren Fransa'nın en çok puan verdiği ülkeler İsrail, Türkiye ve Birleşik Krallık.

2008 yılında muhteşem Sébastien Tellier'yi yarışmaya gönderip 18. olarak hayalkırıklığı yaratan Fransa, sonraki sene dünyaca ünlü Patricia Kaas'ı büyük umutlarla ESC sahnesine yolladı. Eurovision tarihinin en görkemli performanslarından birine imza atan Kaas, finali 8. sırada tamamladı. Geçtiğimiz yıl ise yüksek tempolu bir dance/club parçası ile yarışmaya katılan Fransa, finalde 12. oldu.

Bu sene ise otoritelerin ilk dinleyişlerinde favori gösterdikleri ve hayranlar tarafından oldukça beğenilen Sognu isimli şarkı ile yarışacak Fransa. İlk albümü Fransa'da 200.000'den fazla satarak iki platin plak kazanan, "dünyanın en genç tenoru" ünvanlı Amaury Vassili tarafından temsil edilecek olan ülke, direkt olarak finalde 11. sırada yarışacak.

Benim de bu yılki favorilerim arasında olan Fransa'nın şarkısını dinlemek için:


7. Portekiz

Eurovision tarihinin en başarısız ülkelerinden olan Portekiz'in en iyi sonucu 1996 yılında aldığı 6.'lıktan ibaret. Yarışmaya katıldığı ilk 6 yıl sonuncu gelerek kırılması zor bir rekora imza atan Portekiz'in en çok puan verdiği ülkeler Birleşik Krallık, Almanya ve İtalya.

Bu yıl, geleneksel halk müziği yapan Homens Da Luta isimli grup tarafından Luta é Alegria isimli şarkı ile temsil edilecek olan Portekiz, 1. yarıfinalde 16. sırada yarışacak.



1. yarıfinalde yarışacak batı ülkeleri: İzlanda, Portekiz
2. yarıfinalde yarışacak batı ülkeleri: Hollanda, Danimarka, İzlanda
Direkt finalde yarışacak batı ülkeleri: Birleşik Krallık, Fransa

Yukarıda tanıttığım 7 şarkı arasındaki favorilerimi sıralamak gerekirse:

1. Fransa
2. Danimarka
3. Hollanda

Bu 7 şarkıyı stüdyo kalitesinde indirmek için buraya tıklayın.

Sırada: 
3. Grup:  İspanya, İtalya, San Marino, Slovenya, Yunanistan, Kıbrıs ve Malta

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

2013'te Sinefilleri Neler Bekliyor?

George Clooney, Alfonso Cuaron imzalı Gravity ile karşımıza çıkacak Dolu dolu bir 2012 yılı sinema sezonunu sönük bir Hollywood seremonisiyle tamamladıktan sonra pek çok auteur ve başarılı yönetmenin karşımıza çıkacağı 2013 sezonuna merhaba dedik. 2011 sezonu iyiydi, 2012 sezonu daha iyiydi ve bana öyle geliyor ki 2013'te çıta biraz daha yükselecek. Hollywood ve dünya sinemasının ünlü isimlerinin merakla beklenen filmleri vizyona girecek; haliyle de sinemaseverler için uzun zamandır hayalini kurdukları bir dönem oldukça hızlı bir şekilde başlıyor. İşe Uzak Doğu sinemasından başlayacak olursak öncelikle Japon anime sanatının yaşayan en büyük temsilcisi Hayao Miyazaki ustanın iki projesinden bahsetmek gerekir. Ruhların Kaçışı gibi bir kült yapıma imza atarak Oscar ödülü dahi kazanan Miyazaki bu sene 2. Dünya Savaşı sırasında Japon savaş uçaklarını tasarlayan Jiro Horikoshi'nin hayatını anlatacağı The Wind Rises ve ayrıntıları açıklanmasa da 1992 yapımı olan kırmızı İtal...