Ana içeriğe atla

En İyi 10 Animasyon

Son 10 yılda çıkan filmler için bestelenen 10 favori şarkımı listeleyerek başlattığım en iyiler dosyamın ikincisi olan en iyi 10 animasyon film, adından da anlaşılacağı üzere geçmişi fazla uzak olmayan animasyon türündeki favorilerimden oluşuyor.

İlk olarak 1938 yılında Amerikan Akademisi tarafından Walt Disney'e, Snow White and the Seven Dwarfs çizgifilmi için verilen ödülün ardından 1988 ve 1995 yıllarında iki adet olmak üzere animasyon filmlere özel ödül verildi. 2001 yılında Oscar komitesi tarafından ayrı bir kategoride değerlendirilen animasyon filmler, her sene izleyenlere sene içindeki en iyi sinema deneyimlerini yaşatmaya devam ediyor.

Animasyon tarihinde benim favorilerim ise şu şekilde:

10. Ice Age (2002)

Yönetmen: Chris Wedge, Carlos Saldanha

İkinci filmi pek güldürmese de ilk filmdeki başarısını üçüncü filmde de gösteren Ice Age serisinin bu ilk filmi, hepimizin hayatına Sid ve Scrat gibi bizi gülmekten öldüren iki muhteşem karakter kattı. Dördüncü filmin fragmanının henüz yayınlandığı serinin uzun aralıklarla bizi ziyaret etmesinden hiç şikayetçi değilim açıkçası. 

9.  Up (2009)
 
Yönetmen: Pete Docter, Bob Peterson

Yaşlı Carl ve idiyot velet Russell'ın macerasını izlediğimiz film, beklentilerimi tam anlamıyla karşılamasa da sadece çocuklara yönelik olmaması, senaryosu ve müzikleri ile gönlümü fethetmeyi başardı. Dug'ın şapşallığını gülerek izlediğimiz film 2 dalda (animasyon, özgün müzik) Oscar ödülü almış, en iyi film kategorisinde de Oscar'a aday gösterilmişti.

8. The Nightmare Before Christmas (1993)

Yönetmen: Henry Selick

Evet, Oscar'a animasyon kategorisinde değil, görsel efekt/özel efekt dalında aday olmuş bir filmle karşı karşıyayız. Yapıldığı döneme göre bir hayli üstün özellikler taşıyan The Nightmare Before Christmas, Tim Burton'ın hikayesini yazdığı ve Selick'in başarılı yönetimi ile bizi farklı bir dünyaya sürükleyen bir film. Jack ile Sally'nin ilişkisine odaklanan animasyon, stop motion tekniğinin en başarılı örneklerinden biri olarak görülmekle birlikte hala çok fazla ilgi görmekte.

7. The Incredibles (2004)

Yönetmen: Brad Bird
 
Vizyona girdiği yıl bir hayli konuşulan, sonrasında da adını pek unutturmayan; animasyon tarihinin en başarılı filmlerinden biri The Incredibles. Parr ailesinin süper güçleri ile görsel bir şölen izlediğimiz film, aday olduğu en iyi animasyon Oscarını kucaklamıştı. Pixar'ın her işi gibi özgün senaryosu ve özel efektleriyle gönlümde yer edinmiş bir animasyon olan filmin yönetmeni Brad Bird, ikinci Oscarını 2007 yapımı Ratatouille ile kazanmıştı.

6. Persepolis (2007)

Yönetmen: Vincent Paronnaud, Marjane Satrapi

Birçok eleştirmen ve sinema yazarınca 2007 yılının en iyi filmlerinden kabul edilen Persepolis, İran Devrimi'ne farklı bir bakış açısı sunan senaryosu ile başlı başına tüm ödülleri hak ediyor. Basit çizim teknikleri ve siyah beyaz oluşu ile ilgi çeken film, Oscar'a aday olmuş ama ödülü Ratatouille'a kaptırmıştı. Film, çocukların anlamayacağı derecede ağır mesajlar vererek izlediğim en iyi filmler arasında da yerini aldı.

5. Howl's Moving Castle (2005)

Yönetmen: Hayao Miyazaki

Anime deyince dünyanın aklına gelen ilk yönetmen olan Miyazaki'nin her işi gibi muhteşem olan Howl's Moving Castle, yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi doğaüstü olayları barından garip ve karmaşık senaryosu, iç burkan müzikleri ve renkleri ile izleyen herkesi büyülüyor. Sofi ve Howl'un bir hayli değişen öyküsünü izlediğiniz 2 saat boyunca sıkılmayacağınızın, filmi izledikten sonra içinizde bir boşluğun daha dolduğunun hissiyatını garanti edebilirim.
4. How to Train Your Dragon (2010)

Yönetmen: Dean DeBlois, Chris Sanders

Shrek serisi ile ayakta kalmaya çalışan bir animasyon firması olan Dreamworks'ün imza attığı şüphesiz en başarılı yapımlardan biri olan How to Train your Dragon'ı izleyip de beğenmeyen yoktur. Toy Story serisinin son filmi ile aynı yıl çıkma şanssızlığına sahip bir film olarak Oscar'a ulaşamayan How to Train Your Dragon, sizi kuzey topraklarına doğru bir yolculuğa davet ediyor. Vikinglerin aslında ne kadar eğlenceli olabileceklerini gösteren filmin müzikleri de herkesçe mükemmel kabul edilen görsel efektleri kadar başarılı. Senenin en iyi müziklerinden birine imza atan John Powell da bu işiyle Oscar'a aday oldu.

3. Finding Nemo (2003)

Yönetmen: Andrew Stanton, Lee Unkrich

Animasyon filmlerin sinema salonlarını henüz fethetmekte olduğu yıllarda vizyona girerek insanları daha önce yaşamadıkları bir macera ve görsel şölene davet eden Finding Nemo, bana göre Pixar'ın en iyi ikinci işi. Oğlunu arayan bir palyaço balığının, yanına unutkan Dory'yi alarak çıktığı macera kendini defalarca izlettirecek bir film olarak karşımıza çıkıyor. Kaliteli yönetmen Lee Unkrich'in imzasıyla izlediğimiz film, 2000'lerin en iyilerinden olarak hafızamda yerini aldı.

2. WALL-E (2008)

Yönetmen: Andrew Stanton

Disney Pixar'ın tarihi boyunca izleyicelere sunduğu en iyi film olduğunu düşündüğüm WALL-E, hiçbir yönden eksiği olmayan sinema tarihinin birkaç filminden biri. Başarılı senaryosu, müzikleri, efektleri ve (olmayan) diyalogları ile film, sinema salonundan tam olarak tatmin olmuş şekilde çıkmanızı garanti etmişti. Eleştirmenlerden, yazarlardan, sinema sektöründen ve halktan tam puan alarak büyük bir başarıya imza atan WALL-E, kesinlikle çocuklar için yaratılmış bir animasyon değil. Güldürürken bile ağlatması ile her türlü ödülü hak eden film, en iyi animasyon Oscarını haklı olarak kucaklamıştı. Böylesine başarılı bir filmin en iyi film kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünen Akademi, sonraki sene en iyi film dalında yarışan film sayısını 10'a yükseltmişti. (The Dark Knight'ın etkisini de eklemek gerek.)

1. Spirited Away (2001)

Yönetmen: Hayao Miyazaki

Ne Pixar, ne Dreamworks; izlediğim en iyi animasyon filmi olma şerefini, usta yönetmen Miyazaki'nin 2002 yapımı Spirited Away'i üstleniyor. 

Daha ilk dakikalarında sizi içine alan bir film, her Miyazaki filminde karşımıza çıkan değişik bir öykü ve senaryo, gözünüzden yaşlar akıtacak kadar içinize işleyen müzikler... Anlatmaya cümlelerin yetmeyeceği bir film olan Spirited Away, Miyazaki'ye ilk ve tek Oscarını kazandırmakla kalmadı, çoktan kült filmler mertebesine erişti. 125 dakika boyunca filmin bitmemesi için dua ettiğim, bittikten sonra içimde kocaman bir boşluk hissettiğim gerçeklerini itiraf etmemde bir sakınca yok sanırım. "10 yıldır nelerle uğraşıyordum ben?" diyorum kendi kendime. Bilen bilir, sadece izlediğim en iyi animasyon olmakla yetinmeyen Spirited Away, izlediğim en iyi 5 film arasına girmişti. 

Joe Hisaishi imzalı müzikleri dillere destan olan ve hala her yerde konuşulan Sixth Station bestesine kulaklarınızı kabartmanız umuduyla:


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

2013'te Sinefilleri Neler Bekliyor?

George Clooney, Alfonso Cuaron imzalı Gravity ile karşımıza çıkacak Dolu dolu bir 2012 yılı sinema sezonunu sönük bir Hollywood seremonisiyle tamamladıktan sonra pek çok auteur ve başarılı yönetmenin karşımıza çıkacağı 2013 sezonuna merhaba dedik. 2011 sezonu iyiydi, 2012 sezonu daha iyiydi ve bana öyle geliyor ki 2013'te çıta biraz daha yükselecek. Hollywood ve dünya sinemasının ünlü isimlerinin merakla beklenen filmleri vizyona girecek; haliyle de sinemaseverler için uzun zamandır hayalini kurdukları bir dönem oldukça hızlı bir şekilde başlıyor. İşe Uzak Doğu sinemasından başlayacak olursak öncelikle Japon anime sanatının yaşayan en büyük temsilcisi Hayao Miyazaki ustanın iki projesinden bahsetmek gerekir. Ruhların Kaçışı gibi bir kült yapıma imza atarak Oscar ödülü dahi kazanan Miyazaki bu sene 2. Dünya Savaşı sırasında Japon savaş uçaklarını tasarlayan Jiro Horikoshi'nin hayatını anlatacağı The Wind Rises ve ayrıntıları açıklanmasa da 1992 yapımı olan kırmızı İtal...