Ana içeriğe atla

Altın Burtakal Ödülleri

2010 yılı geldi, geçti. Sene boyunca filmler izlendi, albümler dinlendi, kitaplar okundu (okuduğum kitapların çok büyük kısmı ders kitabıydı gerçi), etkinliklere gidildi, ilk kez ameliyat masasına yatıldı ve daha pek çok şey. Bana göre senenin en iyilerini; en çok dinlediğim, dinlemekten zevk aldığım müzikleri, en çok beğendiğim filmleri ve performansları değerlendirmek küçük bir oyun olacak. İlk uzanacağımız şey ise -tahmin edeceğiniz üzere- sinema...

Benim için sinema söz konusu olduğunda her zaman "bir şey", diğerlerinden daha iyi olur. Ben de bundan yola çıkarak sene içinde izlediğim ve sene içinde en iyi olduğunu düşündüğüm filmlerden oluşan; çeşitli kategorilerde uzun listeler çıkarmaya karar verdim. Bu uzun listeler sonrasında oluşturacağım kısa listelerden bir adayı seçip o konuda senenin en iyisi olduğuna karar vereceğim.


Oscar, Grammy, Golden Globe derken Altın Burtakal'da yarışacak adayların toparlayacağım kategorilere gelecek olursak:

En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Kadın Oyuncu
En İyi Erkek Oyuncu
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
En İyi Genç Oyuncu
En İyi Özgün Senaryo
En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kostüm
En İyi Özel Efekt
En İyi Ses
En İyi Sinematografi
En İyi Müzik
En İyi Animasyon

Uzun listeleri en kısa zamanda tek gönderi halinde yayınlayacağım. "And the Oscar goes to..."dan sıkılanları "And the Burtakal goes to..."ya alalım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

2013'te Sinefilleri Neler Bekliyor?

George Clooney, Alfonso Cuaron imzalı Gravity ile karşımıza çıkacak Dolu dolu bir 2012 yılı sinema sezonunu sönük bir Hollywood seremonisiyle tamamladıktan sonra pek çok auteur ve başarılı yönetmenin karşımıza çıkacağı 2013 sezonuna merhaba dedik. 2011 sezonu iyiydi, 2012 sezonu daha iyiydi ve bana öyle geliyor ki 2013'te çıta biraz daha yükselecek. Hollywood ve dünya sinemasının ünlü isimlerinin merakla beklenen filmleri vizyona girecek; haliyle de sinemaseverler için uzun zamandır hayalini kurdukları bir dönem oldukça hızlı bir şekilde başlıyor. İşe Uzak Doğu sinemasından başlayacak olursak öncelikle Japon anime sanatının yaşayan en büyük temsilcisi Hayao Miyazaki ustanın iki projesinden bahsetmek gerekir. Ruhların Kaçışı gibi bir kült yapıma imza atarak Oscar ödülü dahi kazanan Miyazaki bu sene 2. Dünya Savaşı sırasında Japon savaş uçaklarını tasarlayan Jiro Horikoshi'nin hayatını anlatacağı The Wind Rises ve ayrıntıları açıklanmasa da 1992 yapımı olan kırmızı İtal...