Ana içeriğe atla

83. Oscar Ödülleri İstatistikleri

Oscar ödülleri dağıtılalı 1 hafta kadar oldu ama hala tören ve kazananlar hakkındaki muhabbetler bitmedi. Kim neyi hak etti, kim ne kazandı vb. bunlar bir kenarda dursun, şimdi 83. Akademi Ödülleri'nde göze çarpan 10 ilgi çekici (ve gereksiz) istatistiğe bakalım:

1. The King's Speech, 1975 yılından beri teknik kategorilerde tek bir ödül dahi almadan en iyi film Oscarını kazanan 11. film oldu. Diğer 10 film ise One Flew Over the Cuckoo's Nest, Annie Hall, Kramer vs. Kramer, Ordinary People, Terms of Endearment, Rain Man, The Silence of the Lambs, A Beautiful Mind, Million Dollar Baby ve No Country for Old Men.

2. True Grit, 10 dalda Oscar adayı olup hiçbirini kazanamayan filmler kervanına katıldı. Kervandaki diğer filmler ise 11 adaylıkla The Turning Point ve The Color Purple ile Martin Scorsese'nin 10 Oscar adayı filmi Gangs of New York. Ayrıca son iki yılda 10 en iyi film ödülü aday filmlerden dördü törenden hiçbir ödül alamadan geri döndü.


3. Inception, 33 yıldır dağıtılan en iyi görsel efekt, en iyi ses kurgusu ve en iyi ses miksajı ödüllerini kazanan 8. film oldu. Diğer filmler ise Raiders of the Lost Ark, E.T., Terminator 2, Jurassic Park, Titanic, The Matrix ve Peter Jackson'ın filmi King Kong.

4. Christian Bale ilk adaylığında Oscar kazandı. Colin Firth, Natalie Portman ve Melissa Leo ise ikinci adaylıklarında zafere ulaştı. Bu sene aday olan diğer iki önemli isim Amy Adams 3. adaylığında da sıfır çekerken Annette Bening 4. adaylığında da eve eli boş döndü. Dördüncü kez Oscar'a aday olan müzisyen Alexandre Desplat yine ödülü kazanamazken sinematograf Roger Deakins 9 kez Oscar adayı olup hiçbirini kazanamayarak yaşayan "en çok ve en az" onurlandırılan görüntü yönetmeni ünvanını aldı.

5. Oscar tarihinde 8. kez yardımcı oyuncu kategorilerindeki ödüller aynı filmden oyunculara gitti. Diğer filmler ise: A Streetcar Named Desire, From Here to Eternity, Sayonara, West Side Story, The Last Picture Show, Julia, Hannah & Her Sisters.

6. 1967 yılından beri iki ayrı kategori şeklinde verilen kostüm tasarımı ve sanat yönetimi ödülleri, 44 yılda 24 kez aynı filme gitti. Her iki ödülü de kazanan en son film 2005 yapımı Memoirs of a Geisha idi. Alice in Wonderland ile 3. kez Oscar kazanan Colleen Atwood'un çalıştığı üç film de hem kostüm tasarımı hem de sanat yönetimi ödüllerini kazandı: Alice in Wonderland, Memoirs of a Geisha, Chicago.

7. 7 Oscar ödüllü Rick Baker, ilk Oscar zaferinin ardından 30. yılında The Wolfman ile en iyi makyaj ödülünü kazandı. Baker, ilk Oscar'ını ise An American Werewolf in London filmi ile almıştı.

8. The Social Network, en iyi kurgu ve en iyi senaryo ödüllerini alıp en iyi film ödülünü almayan 4. film olarak tarihe geçti. Diğer filmler A Place in the Sun, Witness ve Traffic idi.

9. Melissa Leo, aynı filmden aday olan başka bir oyuncuya karşı Oscar kazanan 16. isim oldu. En son Catherine Zeta-Jones'un Queen Latifah'yı alt ettiği yarış 2002 yılında yaşanmıştı.


10. 3 saat 15 dakika ile 83. Akademi Ödülleri, 1986 yılından beri en kısa süren 2. tören oldu. Tören, 2005 yılındaki Oscar ödüllerinden sadece 1 dakika daha uzun sürdü.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...