Ana içeriğe atla

4. Yeşilçam Ödülleri

Türkiye'nin Oscarları mottosuyla yola çıkan ama "Oscar" terimini kullanması için daha yiyecek 40 fırın ekmeği olan Yeşilçam Ödülleri, dün gece dördüncü kez sahiplerini buldu. Çoğunluk ve Av Mevsimi'nin 4'er ödülle geceye damgasını vurdukları törenin en dikkat çekici yanları şüphesiz yapımcı Sevilay Demirci'nin "yayınlanmamış kitapların yasaklanması" ve Meltem Cumbul'un Emek Sineması hakkındaki söylemleriydi.

Ülkemizde yapılan organizasyonları çok eleştirmeyi sevmem ama Yeşilçam Ödülleri, "Türkiye'nin Oscarları" diyebileceğimiz kadar iddialı olacaksa sunucuların ellerinden kağıtları almalı, ödül sunmaya gelenler için önceden belli yazarlarca replikler yazılmalı -ki saçmalamasınlar-, adaylar tanıtılırken gösterilen VTR'ler kısa ve "kategoriye uygun" olmalı. Gecenin en çok beğendiğim iki şeyi müzikleri ve ödül kabul konuşmalarının kısa oluşuydu. (Bir de "... And the Oscar goes to ..." benzeri bir söz eklense tadından yenmez, en kötüsü "... Ödülün sahibi ..." diyebilir sunucular.)

Gecenin tüm kazananları ise şu şekilde:


En İyi Film: Çoğunluk
En İyi Yönetmen: Reha Erdem (Kosmos)
En İyi Senaryo: Çoğunluk (Seren Yüce)
En İyi Kadın Oyuncu: Demet Akbağ (Eyvah Eyvah)
En İyi Erkek Oyuncu: Cem Yılmaz (Av Mevsimi)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Uğur İçbak (Av Mevsimi)
En İyi Müzik: Selim Demirdelen (Kavşak)
En İyi Kurgu: Kosmos (Reha Erdem)
En İyi Sanat Yönetimi: Yahşi Batı (Hakan Yarkın)
En İyi İlk Film: Çoğunluk
En İyi Genç Yetenek: Esme Madra (Çoğunluk)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Melisa Sözen (Av Mevsimi)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Okan Yalabık (Av Mevsimi)
Yeşilçam Onur Ödülü: Türker İnanoğlu
Kültür Sanat Hizmet Ödülleri: Nebahat Çehre, İzzet Günay, Göksel Arsoy

Son olarak "siyasetten arınmış" Yeşilçam Ödül Törenleri dileğiyle...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...