Ana içeriğe atla

2012'nin En Şık Erkekleri


Ryan Gosling, Gucci takımıyla
Önceki iki dosyamızda 2012'nin en şık kadınları ile en rüküş kadınlarını listelemiştik. Gelelim erkeklere... Bu yıl kırmızı halıda yürüyen aktörler gerçekten de çok şık değiller miydi? Dümdüz siyah smokinleri bir kenara bırakıp daha stylish görüntüler serdiler önümüze. Geçtiğimiz yıl göz alıcı özel dikim Gucci takımıyla yılın en şık erkeği seçilen Ryan Gosling bu yıl yine bir Gucci tasarımıyla ikinci sırada. Ayrıca erkeklerde çoğunluğun Gucci ve Lanvin’dan yana olduğunu görüyoruz bir kez daha. Listede ismi olmamasına rağmen kırmızı halıyı yıkıp geçen isimler ise kesinlikle Liam Hemsworth ve Armie Hammer

Erkekler için 10 adet rüküş isim seçmek gerçekten de çok zordu. Hepsini temsilen yalnızca bir fotoğraf paylaşmanın yeterli olacağını düşündüm. Lütfen olumlu ya da olumsuz yorumlarınızı esirgemeyiniz. Keyif almanız dileğiyle... En rüküş en sonra olacak şekilde senenin en şık erkekleri şu şekilde:



1. Ewan McGregor – Takım: Vivienne Westwood “MEN” (The Impossible Londra Prömiyeri)



2. Ryan Gosling – Takım: Gucci (The Place Beyond the Pines Toronto Film Festivali Prömiyeri)


3. Andrew Garfield – Takım: Balenciaga (The Amazing Spider – Man Paris Prömiyeri)



4. Jude Law – Lanvin (İngiliz Bağımsız Film Ödülleri Töreni)



5. Gerard Butler – Takım: Dolce & Gabbana (Playing for Keeps New York Prömiyeri)



6. Robert Pattinson – Takım: Gucci (Cosmopolis New York Prömiyeri)



7. Brad Pitt – Takım: Gucci (Killing Them Softly Cannes Film Festivali Basın Toplantısı)



8. James Van Der Beek – Takım: Calvin Klein (DETAILS Hollywood Mavericks Party)



9. Hugh Jackman – Takım: Lanvin (Les Miserables Londra Prömiyeri)



10. Alan Cummings – Takım: Versace (BAFTA Los Angeles Britannia Ödülleri)




En rüküşe gelince...

Marc Jabocs!


Yorumlar

Kızılsakal dedi ki…
Belki de Marc'i bu listeye katmamak gerekirdi. Adamin yaptiklari digerleriyle farkli dallarda. Amaci zaten muhalefet olan biri ve amacina cok guzel ulastigini da dusunuyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAFTA Kazananları

İngilizlerin Oscar’ı olarak kabul edilen BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu. Aday listesindeki bir takım yanlışlıklardan öngörüde bulunmamızı istiyor olmalılardı ki ödül töreninde açıklanan kazananlardan bazılarına anlam veremedik. Oscar’ın da favorisi The Artist’in 7 ödülle süpürdüğü gecede en iyi İngiliz filmi ödülünü Tinker Tailor Soldier Spy kazandı. Senaryosunun nesinin özgün olduğunu bir türlü anlamadığımız (hadi öykünün olmayan özgünlüğünü geçtim, diyalog bile yok filmde) ve Hugo, Tinker Tailor Soldier Spy, War Horse gibi adayların bulunduğu (üstelik The Tree of Life’ın aday bile gösterilmediği) en iyi görüntü yönetimi ödülünü de kucaklayan The Artist’in bu iki kategorideki haksız zaferini yersiz buluyorum. Yine kostüm tasarımında Hugo, Jane Eyre gibi adaylar dururken ödülün The Artist’e gitmesi tek kelimeyle fiyasko olarak nitelendirilebilir. Toplamda 21 kategoride yaptığım tahminlerden ( buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz) 14’ünü doğru tutturmayı başardım. Yanlış ola...

The Master (2012)

Bugüne kadar oturup ciddi bir şekilde düşünmemiş olsam da en sevdiğim yönetmeni sorsalar biraz bekledikten sonra vereceğim yanıt Paul Thomas Anderson olurdu sanırım -en azından sıralayacağım birkaç isimden biri olacağına şüphem yok. Kendisiyle olan tanışıklığım bundan uzun seneler önce Boogie Nights ile olmuştu ve ergenliği keşfetmekle meşgul olduğum vakitlerde sinemanın bir başka yüzünü göstermişti bana. Magnolia, Punch-Drunk Love derken birkaç sene önce There Will Be Blood ile artık üstatlığı sorgulanamaz hale gelen Anderson, son filmi The Master'da da Blood'da yaptığı gibi toplumların da üstünde var olan olguların eleştirisini yapmaya devam ediyor. Bu sefer kapitalizm felsefesinden ayrılıp inanç olgusuna bakış atıyor fakat kendisinin de söylediği gibi bunu oldukça üstü kapalı, seyircinin algısına bırakılmış ve kabul edilebilir derecede sembolik ve imgesel metotları kullanarak yapıyor. Her ne kadar hakkında pek fazla bilgim olmasa da (Tom Cruise da olmasa ne yapardı bu...

The Odd Life of Timothy Green (2012)

Leonardo DiCaprio’nun en başarılı performanslarından birine imza attığı, 20 yıl öncesinin filmi What’s Eating Gilbert Grape ve Juliette Binoche ile Steve Carell’i bir araya getiren Dan in Real Life gibi filmlerinden senaristi ve yönetmeni Peter Hedges, beş yıl sonra sektöre The Odd Life of Timothy Green ile döndü. Küçük fantastik ögelerle dolu, komedinin de tuzunu barındıran fakat genel anlamda dramatik bir aile filmi olan Timothy Green’in Tuhaf Yaşamı’nda başrollerde Jennifer Garner ve Joel Edgerton’ı izliyoruz. Yönetmenin Dan in Real Life’ında da boy göstermiş ufaklık CJ Adams da hikayenin baş kahramanı olan topraktan doğma Timothy Green’e hayat veriyor. Tek istekleri bir çocuk sahibi olmak olan Jim ve Cindy, doktorların onca çabasına rağmen mutlu olamayacakları sonucunu öğrendiğinde bir hayli yıkılmıştır. O güne kadar oynadıkları küçük bir oyun olan “bizim çocuğumuz olsa nasıl olurdu?” temalı oyunlarını son bir kez daha oynamak isterler ve çocuklarında olmasını istedikleri ...